Seyfettin Aslan

Ankara Kültürü

Mehmet Akif’in Türklüğe Bakışı

29 Kasım 2010

 Hakverdi Murat Merdamert 
İslam’ın katiyyen reddettiği ırkçılığa bir İslam aşığı ve mutefekkiri olan M.Akif’ın yaklaşımı ne idi?

Türk Millet’ne nasıl bakıyordu?

Arnavut asıllı olduğunu belirten Üstad’ın anne tarafından da Buhara’lı olduğunu bilmekteyiz.

Eserlerinde devamlı millet’e vurgu yapan Akif’in,bahsettiği bu millet kimdi?

Arnavutlar’in gerek Avrupa’dan yayılan moda ile(Ulusçuluk),gerekse içerden bu fikre destek olanlar tarafından Osmanlı’dan kopartılması neticesinde,Sırp,Yunan ve Bulgar ordularınca yağmalanmasına içi yanan Akif’in yazdığı meşhur şiiri hatırlayalım.

Ne diyordu Akif ?

“Üç beyinsiz kafanın derdine üç milyon halk,
Bak nasıl doğranıyor?Kalk baba kabrinden kalk!
…….
Hani milliyetin İslam idi.Kavmiyet ne?
Sarılıp sımsıkı duysaydın a. Milliyetine.
Arnavutluk ne demek?Var mı şeriatta yeri?
Küfrolur,başka değil,kavmını sürmek ileri.
Arabın Türk’e;Lazın Çerkez’e,yahut Kürd’e,
Acemin Çinliye rüchanı mı varmış?Nerde!
Muslumanlıkta “anasır”mı olurmuş ne gezer,
Fikr*i kavmiyeti telin ediyor peygamber.
…….
Artık ey millet-i merhume,sabah oldu uyan,
Sana az geldi ezanlar,diye ötsün mü bu çan?
Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü,
Dinle Peygamber-i zişanın ilahi sözünü.
Türk Arapsız yaşamaz.Kim ki yaşar der delidir.
Arabın,Türk ise hem sağ gözü,hem sağ elidir.
Veriniz başbaşa zira sonu hüsranı-mübin,
Ne hükümet kalıyor ortada,billahi ne din.
…….
Bunu benden duyunuz,ben ki bir Arnavudum
Başka bir şey diyemem…işte perişan yurdum.”

Safahat,Üçüncü kitap(Hakkın Sesleri)1913

Akif’in bu şiiri yazdığı senelerde,Osmanlı Devletinden gayrimuslüm milletler bir bir ayrılırken,Halifenin temsil edildiği bir devletten,müslüman olanlar da kavmiyetçilik adına,bütünden kopmak için yer yer isyan ediyorlardı.Akif’in isyanı buna idi.Üsdad bu dönemde kurtuluş retecesinin,ümmet bilinci olduğunu savunuyordu.Akif’in yazdığı,bu döneme ait bazı şiirlerinde ki millet, yukarıda ki şirde belirtilen millet şuurudur.

Buna rağmen Şair’ın ırka ,ve Türklüğe vurgu yaptığı eserleri yok mudur?

Mesela İstiklal Marşı’ndaki,

“Kahraman ırkıma bir gül,ne bu şiddet bu celal”

dizesinde ya da,

“İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz,
Ne büyük söyle,ne çok söyle,yığıt işte gerek,
Lafı bol karnı geniş soyları taklit etme,
Sözü sağlam,özü sağlam adam ol ırkına çek!”

dörtlüğünde vurguladığı ırk hangi ırktır?Bu sorunun cevabı o kadar aşikardır ki,şüphe dahi edilemez.Akif’in Arnavut olduğunu belirtmiştik.Buna rağmen O kendisini mensubiyet şuuruyla Türk
kabul etmektedir.Şöyleki:

“Türk eriyiz,silsilemiz kahraman,
Müslümanız Hak’ka tapan müslüman.
Putları Allah tanıyanlar aman,
Mescidimin boynuna çan asmasın.”
(Ordunun Duası)

Yine Akif’in Türk’ü yücelttiği şirleri mevcuttur:

Bir Hintli’nin ağzından;
“….
Ah biz hayra yorar unsuru iman değiliz,
Hind’in İslamını pek TÜRK’e kıyas etmeyiniz.
Onların Ruh-u şahametle çoşan kanları var,
Bizde yok öyle samimi asabiyet,o damar.”
…….(Süleymaniye Kürsüsünde)

Osmalı Devleti sınırlarını aslında kimin yurdu olarak telakki ediyordu?Bakalım:
……
“Yurdu baştan başa viraneye dönmüş TÜRK’ÜN,
Dünkü şen şatır ocaklar yatıyor yerde bugün”
……
“Nerde Ertuğrul’u koynunda büyütmüş obalar,
Hani Osman gibi,Orhan gibi babalar?”
……
“Sıtmadan boynu bükülmüş de o DİMDİK TÜRK’ÜN,
Düşünüp durmada öksüz gibi kuskün,küskün.”
…….
“Değişik sanki o ARSLAN GİBİ IRKIN torunu,
Bense İslam’ın o gürbüz,o civan unsurunu,
Kocamaz derdim,asırlarca sorulsaydı eğer,..
Ne çabuk elden ayaktan düşecekmiş o meğer.”
……
“Hocazadem,ne sülükmüş o meğer vay canına,
Dış bilermiş senelerden beri TÜRK’ün kanına.”
……
“Neye Türk’ün canı yangın,neye millet geridir.
Anladık biz bunu az çok senelerden beridir.”
…… (Asım’dan)

Görüldüğü üzere,M.Akif Ersoy,menfi ırçılığa karşı olmasına rağmen,Türklüğü methedici ifadeler kullanmaktan imtina etmemiştir.Kana,yaradılışa,damara atıfta bulunarak,Türklerde ki Kahramanlık ruhunun,İmanla birleşerek,İslam’ı asırlar boyu yüksekte tutuğunu belirtmektedir.

Akif bu “mevkûre”yi hala Türk Milleti’nde görüyordu.Eserlerinde bahsettiği Millet,aslen mensubu olduğu Arnavut Milleti değil,mensubiyet hissi ile bağlı olduğu müslüman Türk Milleti’ydi.

İşte milliyetçiliği ırkçılıktan ayıran kesin çizgi.Aslen Türk olmadığı halde,içinde yaşadığı toplumun kültürüyle yoğrulduğu için kendisini,Türk Milleti’nin mensubu sayan ve bu uğurda eserler veren Akif’e nasip olan şuurun,günümüzdeki bazı nasipsizlere de kısmet olmasını dilerim.

http://www.mirhaber.com/artikel.php?artikel_id=57

“Füze Kalkanı” oyunu ve yanıltması

29 Kasım 2010

                                                              ( Cevher İLHAN. 22.11.2010,YENİ ASYA)

 AKP iktidarında Türkiye, ABD’nin iki milyondan fazla sivili katlettiği Müslüman komşu Irak ve yüzbinlerce insanın öldürüldüğü Afganistan işgaline tam destek verip kanlı “kirli savaş”ın ortağı edilirken, bu kez Amerikan küresel hegemonya ve çıkarlarına “kalkan” ediliyor.

Gerçek şu ki, Türkiye topraklarında ve denizlerinde konuşlandırılacak “Oynak Füze Savunma Sistemi”, NATO paravanında makyajlanan Bush döneminden kalma bir “Amerikan projesi”. …

….Neticede, ortaya attığı “Türkiye’nin çekinceleri”nin hiçbiri yerine getirilmeden, Türkiye “Füze Kalkanı” emr-i vakisine resmen getiriliyor. İleri sürülen “şartlar”ın kamuoyunu oyalamak ve alıştırmak taktiğiyle olduğu açığa çıkıyor.

Ankara, baştan beri yetkililerin ağzından “Füze Kalkanı’ kararında öncelikle ülke menfaatlerinin esas alınacağı” iddiasındaydı…

Sormak lâzım, “Türkiye’nin arzu ettiği çerçevede bir karar çıktı” mı? Türkiye’nin hangi hassasiyeti dikkate alındı? Komuta-kontrol Türkiye’de mi yoksa başkalarında mı olacak? Gerçekten “Füze Kalkanı”nda Türkiye’yi memnun edecek hangi talebi yerine getirildi ki Cumhurbaşkanı “memnuniyeti”ni bildiriyor?

Bu soruların cevabı “ayrıntılar”a havale edilmiş; ve “ayrıntılar” da geleceğe ötelenmiş…

Yani “Füze Kalkanı” Türkiye’de konuşlandırıldıktan ve iş işten geçtikten sonra…

Cevher İLHAN YENİASYA

ET İTHALATI KAÇINILMAZ MI?

19 Temmuz 2010

Et ve Balık Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan*, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Türk Tarım dergisinde 2003 yılında yayımlanan makalesinde, o tarihlerde bugünkü ET İTHALATINA dikkat çekmişti.

Makaleleri ve icraatlarıyla ilgililerin dikkatlerini çekmeye çalışarak tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’nin, ithalat yapan bir ülke durumuna düşmemesi için çok çabaladı; ancak bu çabalarının karşılığını(!), Genel Müdür Yardımcılığından alınarak, Tarım Bakanlığında Araştırmacı (Tenzili Rütbe) kadrosuna atanarak almış oldu. (Cemil Gökmen)


Bu konuda biraz bilgiye sahip Dünya ve Türkiye Et Fiyatlarını ve üretim teknolojisi farklarını bilen birisinin kısaca vereceği cevap bellidir. EVET KAÇINILMAZ.
Devamını oku…

Orta Asya’dan Günümüze Seğmenlik Geleneği ve Ankara

19 Haziran 2010

Seyfettin Aslan’ın Hukuk ve Demokrasi Dergisinde yayımlanan Makalesi

Dergi18_2

Dergi18_44

Dergi18_45

Dergi18_46

 Dergi18_47

Kırmızı Ette Konya ve Önemi

30 Kasım 2009

İnsan beslenmesinde çok önemli bir yere sahip olan proteinlerin temininde en önemli yere sahip olan ürün ettir. Et kelimesi bize kırmızı eti, Kırmızın et kelimesi de en çok dana etini çağrıştırmaktadır. Devamını oku…

Et Sanayiinin Durumu ve EBK

30 Kasım 2009

Et ve Et Ürünleri Sanayiinin Bugünkü Durumu Et ve Balık Ürünleri AŞ’nin Sektördeki Yeri 

Beden ve ruh sağlığının korunması ve devam ettirilmesi için tüketilmesi zorunlu olan hayvansal gıdaların en önemli grubunu oluşturan et ve et ürünlerini tüketmemizde istenilen faydanın sağlanabilmesi bunların uygun koşullarda üretilip tüketime sunulması ile mümkün olabilmektedir. Devamını oku…

Fiyatları Karşılaştıralım

30 Kasım 2009

Bir kilogram dana eti satan üretici bazen 3,5 litre bazen 14 litre motorin alırken, bazen 2,00 dolar bazen 5,50 dolar kazanmaktadır.

Ülkemizde hayvancılıkla ilgili istatistikler ve karşılaştırmalar yapabileceğimiz, sayılar ve değerler yok denecek kadar azdır. Bugün bizim için önem arzeden rakamlar ve istatistiki değeri olan sayıların kayıt altına alınması, incelenmesi, sonuçlar çıkarılması gelecek için de önemli rol oynayacaktır. İstatistik, verilerin toplanmasına, değerlenmesine, özetlenmesine, sunulmasına ve analiz edilmesine olduğu kadar bu analizlerden geçerli sonuçlar çıkarılmasına ve mantıklı kararlara varılmasına ilişkin bilimsel yöntemlerle ilgilenir. Daha dar anlamda, bu terim bizzat verileri ya da, örneğin ortalamalar gibi verilerden çıkarılan sayıları anlatmada kullanılır. Kısaca eldeki sınırlı bilgilerle doğru kararlar verme sorununa çare arayan bir bilim dalıdır. Devamını oku…

Seksenoğlu Efe

30 Kasım 2009

Seksen oğlu Şükrü efe, Ankara’nın yetiştirdiği ve Ankaralının gönlüne yiğitliği, mertliği ve Türk’ün asilliğinin timsali olarak yatan sayılı efelerden biridir. Devamını oku…

Atatürk’ün Karşılanışı

30 Kasım 2009

ATATÜRK ÜN ANKARAYA GELİŞİ BU SIRADA KAZAN VE ÇEVRE KÖYLERİN ROLÜ.

Atatürk’ün Ankara’ya gelişini “ATATÜRK VE SEĞMEN ALAYI” Adlı eserinde en iyi şekilde anlatan şüphesiz Enver Behnan Şapolyo dur.Burada anlatılanlardan kazan ve köyleriyle ilgili bölümlere birlikte bakalım. Devamını oku…

Anılar

30 Kasım 2009

1965′li yıllar kışla köyü  Yenimahalle ilçesinin, Kazan nahiyesine bağlı küçük bir köy. Bir eylül sabahı , ablam okula giderken bende gideceğim diye ortalığı yıkmışım.henüz altı yaşında bile değilmişim. Devamını oku…