Seyfettin Aslan

Ankara Kültürü

Et Sanayiinin Durumu ve EBK

Et ve Et Ürünleri Sanayiinin Bugünkü Durumu Et ve Balık Ürünleri AŞ’nin Sektördeki Yeri 

Beden ve ruh sağlığının korunması ve devam ettirilmesi için tüketilmesi zorunlu olan hayvansal gıdaların en önemli grubunu oluşturan et ve et ürünlerini tüketmemizde istenilen faydanın sağlanabilmesi bunların uygun koşullarda üretilip tüketime sunulması ile mümkün olabilmektedir.

Üretim esnasında teknik ve hijyenik koşulların yeterli, olmaması, et muayenesinin yapılmaması, soğuk zincirin tam olarak kurulmaması durumunda, bu gıdalar üretim alanları ve çevresi, tüketici ve toplum sağlığı için son derece zararlı hale gelebilmektedir.

Bu güne kadar yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara göre bakteriyel, viral, paraziter ve mikotik karakterde sayıları yüzü bulan hastalığın hayvanlardan insanlara geçtiği saptanmıştır. Zoonozlar olarak bilinen bu hastalıkların kontrolünde ve önlenmesinde mezbaha ve kombinaların şartları ile kasaplık hayvanların ve et muayenesinin önemi büyüktür.

Et muayenesinin tarihi çok eski çağlara kadar dayanmaktadır. Eski Roma İmparatorluğunda 338 yılında sağlık kontrol polisleri tarafından, hayvan pazarları kontrol altında tutulmaktaydı. Mısır’da tanrılara kurban edilen hayvanların din görevlileri tarafından muayene edilme zorunluluğu olduğu ve bu hayvanların etlerinin muayeneden sonra insan gıdası olarak tüketildiği belirtilmektedir. Avrupa’da ilk açılan mezbaha Fransa’da I.Napolyon zamanında 1807 yılında Paris’te kurulmuştur. 1810 tarihinde çıkarılan bir yasa ile mezbahaların tüm şehirlerde kurulması sağlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı Anadolu hayvan varlığını geniş ölçüde tahrip etmiştir. Bu varlığın milli mücadele sonunda adeta bir hiç düzeyine indirgenmiş olduğunu ileri sürmek pek de yanlış bir yargı olmaz. Savaş öncesi 6.938.306folan sığır varlığı, savaş sonunda 4.118.000′e; 18.721.550 olan koyun varlığı 11.200.00 e,keçi varlığı 16.463.180′den 2.065.000′e düşmüştür.

Genç Türkiye Cumhuriyeti hayvancılığın önemini kuruluşundan itibaren kavramış ve 1925 yılında Karacabey Harasını kurarak hayvancılığın gelişmesine önderlik etmeyi amaçlamıştır. 1928 yılında Hayvan Sağlığı ve Zabıtası kanunu çıkarılmıştır.1928 yılında bu gün hayvancılıkta bizden kat kat ilerde olan ülkelerin o zaman gündeminde bile olmayan yapay tohumlama dünyada Rusya’dan sonra Türkiye’de ikinci olarak yapılmıştır.

Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen hayvansal protein tüketimi günlük 59,6 gr iken Türkiye’de bu değer 17 gr olarak verilmektedir. Ülkemizde ciddi beslenme sorunları bulunmaktadır. Beslenmenin gittikçe daha fazla tahıla dayalı hale gelmesi, hayvansal ürün üretimindeki yetersizlik, iç talebi karşılayamaması, fiyat artışlarına neden olmaktadır. Bu durum ailelerin hayvani protein tüketimini kısıtlamaktadır.

Türkiye nüfusunun yüzde 41,9’u halen tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Kırsal alanda hayvancılık gelirlerinin tarımsal üretim değeri içinde aldığı ağırlık payı bir yerde ülkelerin gelişmişlik düzeyinin belirlenmesinde kullanılan önemli bir göstergedir. Tarımda ileri ülkelerin çoğu bitkisel üretimin önemli bir bölümünü hayvansal üretimi artırmak amacıyla, hayvan beslemede kullanmışlardır. Bu ülkeler de hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı daima yüzde 50′nin üzerinde bulunmakta ve bu pay devamlı artmaktadır. Örneğin; Fransa’da yüz de 60, İngiltere’de yüz de 70 ve Almanya’da yüzde 75′e kadar yükselmektedir. Türkiye’de ise hayvansal üretim, bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yüzde 25-30′unu oluşturmaktadır.

 Tarımda hayvansal üretime ağırlık verilmesinin teknik ve ekonomik açıdan önemli nedenleri vardır. Bunlar arasında düzenli, yeterli ve dengeli bir biçimde beslenmeleri, bitkisel ürün ve artıklarının daha değerli hayvan sal ürünlere dönüştürülmesi, istihdama katkısı ve işin sürekliliği, hayvansal üretimde sermayenin yıl içindeki devir hızının bitkisel üretime göre daha yüksek olmasını sağlamaktadır!

Türkiye’deki tarım işletmelerinin yüzde 96.38′inde bitkisel ve hayvansal üretim birlikte yapılırken, yalnızca hayvansal üretime yer veren işletmelerin oranı yüzde 3.62′dir. Bu durum Türkiye’de hayvancılığın ihtisaslaşmadığını göstermektedir.

Hayvancılığın genel sorunları: bir milli tarım politikasının olmamasından, toprak reformunun yapılmamasından, kredi faizlerinin yüksek olup, uygun vadeli olmamasından, sütçülüğün ve süt hayvancılığının gelişmemiş olmasından, kombina ve kesim hanelerin sorunlarından ve en önemlisi pazar sorunlarından kaynaklanmaktadır.

Türkiye’de kırmızı et sanayi içerisinde yer alan kuruluşlar:

1 – Belediye mezbaha ve kombinaları

2- Özel sektöre ait mezbaha ve kombinalar

3-Et ve Balık Ürünleri AŞ’ye ait kombinalar

4-Et ve mamulleri üreten özel sektör tesisleri

 Belediyelere ait 803 adet mezbahanın bir kısmında halen kesim yerde yapılmaktadır. Daha sonra kesilmiş gövde kancalara asılarak yüzme ve iç organ çıkarma gibi işlemlerin tümü burada yapılmaktadır Şüpheli karkasların bekletilmesi, gerekenlerin imhası ve şarta tabi etlere uygulanacak işlemler için gerekli yer ve düzenekler bulunmamaktadır. Bu mezbahalar genellikle bir kesim salonu ve soğuk depodan oluşmakta bir kısmında ise soğuk depo bulunmamaktadır. Yine hayvan bekletme padokları, sakatat odası ve bunun gibi bölümler, atık su arıtma tesisleri (atık sular çevre ye veya derelere verilmektedir) gerekli alet ekipman, ve hijyenik bir çalışma ortamı bulunmamaktadır. Yine belediye mezbahalarının önemli bir kısmında ekonomik imkânsızlıklar ve kadro gerekçe gösterilerek veteriner hekim istihdamı yapılmamakta kesilen hayvanlar ve bunlardan elde edilen ürünler kontrolü yapılmadan tüketime sunulmaktadır. 

Özel sektöre kombina kurma yetkisi, 1982 yılında 1580 sayılı kanuna Et Kombinası olarak çıkarılan 2678 sayılı kanun ile verilmiş ve daha sonra da bunların ruhsatlandırılmaları 560 sayılı kanunla düzenlenmiştir. Özel sektöre ait 96 adet kombina ve mezbaha bulunmaktadır. Bu mezbahalarda son derece modern, tüm teknolojik imkanlara sahip hijyenik şartlara uygun yetişmiş personel île üretim yapan kuruluşlar bulunduğu gibi uzun yıllardır faaliyet gösteren, teknolojisi şartların gerisinde kalmış ve yapısı yıpranmış olanlarda vardır.

 Tarihçe

Türkiye’de modern anlamda ilk et sanayi 1952 yılında K/871 sayılı kararname ile Ticaret bakanlığına bağlı bir iktisadi Devlet Teşekkülü olarak faaliyete geçen Et Balık Kurumunun kurulması ile başlamıştır. Ülkemizde et sanayinin gelişmesinde önemli bir rol üstlenmiş olan Et ve Balık Kurumunun kuruluş amaçları arasında ülke hayvancılığını teşvik ederek istikrarlı bir şekilde gelişmesini sağlamak besicileri zarar ettirmeyecek iyi bir fiyat mekanizması ve garanti pazar oluşturmak, bölgeler arası hayvan hareketlerini düzenlemek, sağlık kurallarına uygun hijyenik şartlarda üretim yapmak, üretici ile tüketici arasında denge oluşturmak, kültür ırkı hayvanların besiye alınmasını teşvik ederek birim başına verimi artırmak, besiciliğin yılın bütün aylarına eşite yakın bir şekilde yayılmasını sağlamak gelmektedir.

1952 yılında yapımı tamamlanıp 1953 yılında hizmete giren Erzurum kombinası1955yılında Ankara, 1956yılında Konya ve Zeytinburnu et kombinaları ile güçlendirilmiştir. Daha sonraki yıllarda 29 et kombinası 2 tavuk kombinası.2 et işleme ünitesi.1 balık mamulleri fabrikası ve 1 soğuk hava deposu ile üretime devam edilmiş ve iş yeri sayısı olarak 35′e ulaşılmıştır.

Kurumumuz 20.05.1992 tarih 92/3088 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Özelleştirme kapsamına alınmış, bu kapsamda Afyon, Ağrı,Amasya, Bayburt, Bursa, Erzincan, Kars, Kastamonu, Malatya,Şanlıurfa ve Tatvan Kombinaları1995 yılında, Ankara Kombinası 1996′da, Sivas, Burdur, Eskişehir ve Gaziantep Kombinaları İse 2001yılında özelleştirilmiştir. Kızıltepe Et Kombinası MSB’ye, Yüksekova Kombinası ise Jandarma Genel Komutanlığına devredilmiştir. Şu an hâlihazırda 9 kombina ile faaliyetlerine devam etmektedir.

Et. ve Balık Kurumu tarafından kurulmuş kombinaların tamamı geniş bir alan üzerinde kurulmuş hayvan bekletme padokları küçük ve büyükbaş hayvanlar için havada kesim imkanlarına sahip geniş kesim salonları, yüksek kapasiteli ve çok sayıda soğuk muhafaza odaları, sakatat, deri vb. odalar ile çalı şan personel için çok iyi koşullarda sosyal tesislere sahiptirler. Kombinaların bir kısmında yan ürünlerin değerlendirilmesine yönelik rende ring tesisleri bulunurken, büyük bir çoğunlukta atık su arıtma tesisi bulunmamaktadır. Ancak son günler de, tamamında atık su arıtma tesisleri yapımına hızla devam edilmektedir.

Et mamulleri üreten özel sektör tesisleri sucuk, sosis, pastırma, füme dil vb. mamul maddeleri üre ten tesislerdir. Bu kapsamda faali yet gösteren modern tesisler bulunmakla birlikte, bunların çoğunluğu geleneksel aile işletmesi şeklinde çalışan üretim kapasiteleri ve pazar genişliği küçük işletmelerdir.

Kırmızı et sanayi içerisindeki kuruluşlar arasında belediye mezbaha ve kombinaları ile özel sektöre ait kombina, mezbaha ve Et Balık Kurumuna ait kombinalarda kesim kapasitesi sırasıyla 15.892, 11.562, 3.000 olmak üzere toplam 30.454 büyükbaş/gün.53.170, 62.863, 22.000 olmak üzere top lam 138.233 küçükbaş/gündür.

Mezbaha ve kombinaların yıl da 250 gün Çalıştığı, büyükbaş kesimlerde ortalama 180 kg,küçük başlarda 20 kg karkas ortalaması kabul edildiğinde belediye,özel sektör ve EBÜ A.Ş’lerde sırasıyla 715.140, 520.290,135.000 ton /yıl olmak üzere toplam 1.370.430 ton/yıl büyükbaş et üretimi 265.850, 314.315 ve 10.000 ton/yıl olmak üzere 690.165 ton/yıl küçükbaş et üretimi kapasitesi bulunmaktadır.

Türkiye’de et ve et mamulleri sanayi, 1998 yılı itibariyle 637,343 milyar TL olan gıda sanayi üretim) değerinin yüzde 7,82′ni, 86.828 milyar TL olan gıda ihracat değerinin yüzde 3,39′unu, 40.195 milyar TL olan gıda ithalat değerinin yüz de 31,19′unu ve 570.125 milyar TL olan gıda iç talebinin yüzde 10,03′ünü oluşturmuştur. Sektör de; üretim ve talepte büyükbaş hayvan eti, ihracatta küçükbaş ham deri, ithalatta ise hayvansal katı ve sıvı, yağlar ve küçükbaş ham deri miktar olarak ön sıralarda yer almaktadır.

Bir ülkede tarımsal üretimde, hayvansal üretim faaliyetinin devamlılığı, hayvancılık işletmelerinin nitelik ve niceliğine bağlıdır. Hayvancılık; işletmelerinin büyüklüğünü belirtmede en yaygın olarak kullanılan ölçüt işletme başına düşen hayvan sayısıdır.

1980 Genel Tarım Sayımı sonuçlarına göre; toplam 3.650.910 adet tarım işletmesinin yüzde 77.20′sinde büyükbaş ve yüzde 46.53′ünde küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

Büyükbaş hayvan bulunan işletmelerin yüzde 87,97′sinde 10 baştan daha az, yüzde 12,03′ünde ise 10 ve daha fazla sayıda Büyükbaş hayvan bulunmaktadır, İşletmelerin yüzde 59,67′sinde sadece 1-4 baş hayvan bulunmaktadır. Küçükbaş hayvan bulunduran işletmelerin yüzde 89,41′inde 50 baştan daha az, yüzde 10,59′unda ise 50 ve daha fazla sayıda küçükbaş hayvan bulunmaktadır. İşletmelerin yüzde 38.99′unda sadece 1-9 hayvan bulunmaktadır.

Et ve et mamulleri sanayinde kırmızı et üretiminin büyük bir bölümünü büyükbaş hayvanlardan elde edilen etler oluşturmaktadır. Büyükbaş kırmızı et üretimi 1996 yılında 1995 yılına oranla yüzde 9,4 oranında bir düşüş gösterirken. 1997 yılında 1996 yılına oranla yüzde 24,6 oranında artmış, 1998 yılında ise 1997 yılına oranla yüzde 8,0 oranında azalmıştır.

Küçükbaş kırmızı et üretimi ise, 1996 yılında 1995 yılına oran la yüzde 17,5 oranında düşmüş, 1997 yılında 1996 yılına göre yüz de 14,1, 1998 yılında ise 1997 yılı na göre yüzde 13,4 oranında artış göstermiştir. Toplam kırmızı et üretimi ise, 1996 yılında yüzde 11,5 oranında düşerken, 1997 yılında üretim 1996 yılına göre yüzde 22 oranında artmış, 1998 yılında ise 1997 yılma göre yüzde 3,1 oranında düşmüştür.

 Hayvancılık Sektöründe Yaşanan Sorunlar 

Ülkemizde uzmanlaşmış hayvancılık işletmelerinin azlığı, hayvan sağlık durumumuzun istenilen seviyeye gelememesi, ucuz, devamlı ve kaliteli hammadde temininde yaşanılan güçlükler, sektörde iptidai koşullardaki işletmelerin varlığını sürdürmesi, yem fiyatlarının yüksekliği vb. nedenler sanayinin rekabet gücünü yok etmektedir.

Etin güvenilirliği besin zinciri boyunca çiftlikten başlayarak kesim öncesi ve sonrası denetimi ile et ve et ürünlerinin tüketimine kadar kontrolü gerektirir. Et uygun hijyenik kontrol altında üretilmelidir, kalite kontrolü yapılmalı, uygun soğutma sağlanmalı, üretimin her aşamasında denetleme yapılarak insan ve çevre sağlığını etkileyecek olumsuzlukların ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Sektörde canlı hayvan arzının yetersiz, hayvancılık işletmelerinin dağınık ve küçük olması, bölgelere göre satın alma şekilleri ve kesim standartlarının farklılık göstermesi, kaçak kesimler ve kayıt dışı ekonominin doğurduğu haksız rekabet, sektöre sürekli girdi temininde önemli sorunlar oluşturmaktadır.

Sektörün en önemli sorunlarından biri, sanayiye yeterli ve düzenli hammadde akışının olmamasıdır. Bunun nedeni, fiyatlardaki istikrarsızlıkla birlikte dönemsel hammadde arzının değişken olmasıdır. Sektörde çok sayıda teknik ve hijyenik şartlara sahip olmayan işletmelerin varlığı, et üretiminde ortalama kalite ve verimliliği olumsuz yönde etkilemekte, tüketici açısından güvenilirliği azaltmaktadır.

Besicilerin örgütlenememesinden dolayı besin maliyetleri düşürülememekte, bununla birlikte, yem fiyatlarının ve kredi faiz oranlarının da yüksek olması üretim planlamasının yapılmasını zorlaştırmakta ve pazarlamayı olumsuz yönde etkilemektedir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde geçim kaynağı olarak besiciliğin önemi daha fazla olmasına rağmen, bu bölgelerdeki şartların daha zor olması sebebiyle üretim ve faaliyetleri azalmaktadır.

Türkiye’nin tüm bölgelerinde besiciliğin aynı miktarlarda kredilendirilmesi, batı bölgelerine göçü yönlendirmekte olup, doğu illerin deki sanayileşme çabalarını sıfıra indirmektedir.

Yem fiyatlarının sürekli artış göstermesi, hayvan fiyatlarına yansıması ve kredilerin faiz oranlarının yüksekliği, maliyetleri artırmakta, alım gücünü zorlaştırmaktadır.

Sektördeki işletmelerin ruhsatlandırma ve denetim işlemlerinin ye terli olmayışı, insan ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyerek problem oluşmasına neden olmakta ve ne yazık ki bu işletmeler haksız rekabete neden olmaktadır.

Kasaplık hayvanların uygun şartlarda taşımasının yapılmaması, hayvanların kesim öncesi ve sonrası muayenelerinin yapılmaması kaliteyi düşürüp, verim kayıpları yaratmaktadır.

Karkas derecelendirilmesinin yapılmaması, üretim kalitesini düşürüp, tüketicinin verdiği paranın karşılığını alamaması sonucunu doğurmaktadır.

Ülkemizde kırmızı et maliyetinin yüksek oluşu, kişi başına düşen tüketimi oldukça düşürmekte, tüketiciyi beyaz ete yönlendirmektedir.

Temel gıda maddeleri için uygulanan KDV oranlarının et ve et ürünlerinde uygulanmaması, kayıt dışı işlem yapan işletmelerin haksız kazanç elde etmesini sağlamaktadır.

Hayvancılık sektörüne vurulan en önemli darbelerden biri de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan terör olaylarıyla birlikte, hayvancılıkla uğraşanların işlerini terk ederek göç etmek zorunda kalmalarıdır. 1980′li yılların başında, Türkiye dış ülkelere büyük miktarda canlı hayvan ve gövde et ihraç etmeye başlamıştır. Ancak, 1985-1986 yıllarında ithalatın açılmasıyla birlikte,; piyasadaki arz-talep dengesini sağlamak için uygulanan ekonomik kararın uzun yıllar devam etmesi, hayvan üretimini olumsuz etkilemiştir. Yurt içindeki üretim maliyetinin yüksek oluşu, ithalatın artmasına neden olmuştur. Bu durum 1996′ya kadar sürmüştür.

Bu sorunlar herkes tarafından bilinen ve zaman zaman gündeme getirilen konulardır Sorunların çözümü için öncelikle Milli Tarım Politikasının belirlenmesi ve ana hatlarının oluşturulması gerekmektedir.

Devlet sadece, planlayıcı, dengeleyici olmalıdır. Devlet, verimliliği, kaliteyi ve sağlıklı büyü meyi teşvik edici olmalıdır.

2010 yılında 80 milyon insanın kaliteli ve dengeli beslenmesi gerektiği düşünülerek kişi başına 0,5 kg/gün ve yılda 182.5 kg süt tüketildiği kabul edilirse, 14.600 bin ton yıllık süt tüketimi olabilmesi için yüzde 25 büyüme payı ile birlikte 16.790 bin ton süt gerekecektir. Kişi başına 100 gr/gün, yıl da 36,5 kg et tüketimi hesabı ile 2.920 bin ton et üretmeliyiz.

T.C. Başbakanlık Devlet Plan lama Teşkilatı Müsteşarlığı VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde, DPT Uzmanları. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı yetkilileri özel sektör temsilcilerinden oluşan Alt Komisyon Raporunda; sektörün sorunlarının çözülmesi için Ulusal Et Konseyinin oluşturulması gerektiği belirtilmiştir.

 Ayrıca, hayvancılığın sorunlarına ciddi anlamda çözümler getirilmesi, faaliyetlerini sürdüren mezbaha ve kombinaların uygun şartlarda çalışmalarının temini ya da kapatılması yoluna gidilmesi, verimli ırkların damızlık olarak ithalatına izin verilmesi, basın yayın organları ile gerekli tanıtımların yapılması, KDV oranlarının yeniden belirlenerek, kayıt dışı faaliyetlerini sürdüren işletmeler için tedbir alınması, teşvik primleri, yeterli kredi imkânlarının sağlanması, mevzu atın geliştirilerek modem işletmelerin desteklenmesi, üretim maliyetinin düşürülmesi, denetimlerin sağlanarak örgütlenme sağlanması ve tüm çalışmaların tek bir birimde toplanmasının gerekliliğinin önemi vurgulanırken, sektörde oluşan fi yatların ve talebin belirlenmesinde çok önemli bir yere sahip olan EBÜ AŞ’ye ait kombina ve tesislerin özelleştirilmesinin ulusal Et Konseyi kuruluncaya kadar durdurulmasının sektördeki istikrar için çok önemli olacağı belirtilmektedir. Eti üretmek, sağlık kontrolünü yapmak, pazarlamak oldukça büyük bir organizasyon gerektirmektedir.

Bu anlamda 11 Eylül 2000 tarih, 24167 sayılı resmi gazetede yayınlanan kırmızı et ve et ürünleri üretim tesislerinin kuruluş, açılış, çalışma ve denetleme usul ve esaslarına dair yönetmelik oldukça önemli ve olumludur.Yeter ki tarafsız şekilde uygulansın ve uygulayıcılar bunun sağlığımız için gerekli olduğunu düşünsünler.

 Toplam kalitenin gündemde olduğu 21. yüzyılda, gıda sektörünün başarısızlığa ve vurdumduymazlığa tahammülü yoktur.

138 Responses to “Et Sanayiinin Durumu ve EBK”

  • PETER diyor ki:

    weight loss pa

    Buy_no prescription…

  • DUSTIN diyor ki:

    screwfix.comweight loss tricks for 40 somethings

    Buy_drugs without prescription…

  • MARCUS diyor ki:

    hypertension police ma

    Buy_drugs without prescription…

  • JEREMIAH diyor ki:

    protocolexchange.comdecreased appetite during pregnancy

    Buy_generic drugs…

  • ALBERT diyor ki:

    protocolexchange.compsychostimulant treatment of depression

    Buy_drugs without prescription…

  • CLINTON diyor ki:

    harmonycentral.comcopd lung sounds

    Buy_it now…

  • KURT diyor ki:

    can a woman have colorectal cancer

    Buy_drugs without prescription…

  • BRENT diyor ki:

    images of tongue cancer

    Buy_generic meds…

  • RICK diyor ki:

    forensic drug test swab

    Buy_no prescription…

  • BOBBY diyor ki:

    harmonycentral.comoverweight employee abuse

    Buy_generic drugs…

  • ENRIQUE diyor ki:

    liquid tylenol and dogs

    Buy_without prescription…

  • LESTER diyor ki:

    10 mg provera

    Buy_generic pills…

  • IVAN diyor ki:

    protocolexchange.compalpitations side effect homeo medications

    Buy_generic pills…

  • RUSSELL diyor ki:

    screwfix.comdr loss phil ultimate weight

    Buy_no prescription…

  • JIM diyor ki:

    indomethacin opthalmic drops

    Buy_generic pills…

  • DENNIS diyor ki:

    protocolexchange.comjohn degan anna degan il

    Buy_drugs without prescription…

  • COREY diyor ki:

    protocolexchange.comtobacco alternatives herbal

    Buy_generic drugs…

  • CHARLES diyor ki:

    food allergy and adenoids

    Buy_without prescription…

  • LESLIE diyor ki:

    protocolexchange.comcause for morning erections

    Buy_generic meds…

  • REGINALD diyor ki:

    acyclovir stada cream

    Buy_generic drugs…

  • HUGH diyor ki:

    box.netdepo@provera.bone.loss” rel=”nofollow”>…

    Buygeneric drugs…

  • Leave a Reply