Seyfettin Aslan

Ankara Kültürü

ET İTHALATI KAÇINILMAZ MI?

Et ve Balık Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan*, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Türk Tarım dergisinde 2003 yılında yayımlanan makalesinde, o tarihlerde bugünkü ET İTHALATINA dikkat çekmişti.

Makaleleri ve icraatlarıyla ilgililerin dikkatlerini çekmeye çalışarak tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’nin, ithalat yapan bir ülke durumuna düşmemesi için çok çabaladı; ancak bu çabalarının karşılığını(!), Genel Müdür Yardımcılığından alınarak, Tarım Bakanlığında Araştırmacı (Tenzili Rütbe) kadrosuna atanarak almış oldu. (Cemil Gökmen)


Bu konuda biraz bilgiye sahip Dünya ve Türkiye Et Fiyatlarını ve üretim teknolojisi farklarını bilen birisinin kısaca vereceği cevap bellidir. EVET KAÇINILMAZ.

Ancak, Herhangi bir konuda başarılı olmak için önce stratejik bir planlama yapılmalıdır. Bunun için önce şu anda “neredeyiz” sorusu sorulabilir (Durum analizi). Sonra “nereye ulaşmak istiyoruz” (misyon ve ilkeleri, vizyonu ve stratejik amaçlar ve hedefleri), daha sonra “gitmek istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz” (Faaliyetler ve projeler), son olarak da “başarıyı nasıl takip eder ve değerlendiririz” (değerlendirme ve performans ölçümü) sorularına cevap aranmalıdır. Kırmızı et konusunu bu anlayışla değerlendirmeye tabi tutalım.

Genel olarak tarım ülkesi olarak adlandırılan ülkemiz, tarım ve hayvancılıkta hangi noktada ve nereye doğru gidiyor denildiğinde verilere dayanan gerçekçi bir cevap yok gibi görünmektedir. Çünkü yıllardır yapılan çalışmalara rağmen alınan sonuçların yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün görünmemektedir.Halbuki işsizlik probleminin yoğun olarak gündemde olduğu bu günlerde bir kişinin istihdamı için yapılması gereken yatırım yönünden en ucuz olan tarım sektörüdür.(TÜSİAD’ın Türkiye de işgücü piyasası ve işsizlik raporuna göre bir kişinin istihdamı için hizmetler sektöründe 71 bin dolar, imalat sektöründe 66 bin dolar, madencilik sektöründe 64.bin dolar gerekir iken tarımda 34.bin dolar gerekmektedir).

Türkiye 1980’li yıllara kadar dünyada gıda bakımından kendine yeterli ülkeler arasında sayılmaktaydı. Ancak o yıllarda bile özellikle hayvansal ürünlerde kişi başına tüketim oldukça düşüktür. Planlı kalkınma dönemlerinde yapılan beş yıllık kalkınma planlarında tarımsal (özellikle hayvancılıkta) hedeflerin çok altında kalınmıştır (1. plan, hedef 5.6 iken sonuç 2.6; 2.plan döneminde hedef 4.8, sonuç 3.2; 3.plan döneminde hedef 4.9, sonuç 7.7; 4.plan döneminde hedef 5.5, sonuç 4.1; 5.plan döneminde hedef 4.7, sonuç 4.4 6.plan döneminde hedef 4.7, sonuç 0.4). Ancak son yıllarda tavukçulukta belirli ilerlemeler sağlanabilmiştir. Türkiye 1990’lı yıllardan itibaren bir çok üründe (mısır, soya kispesi, ham yağ, yağlı tohumlar, pamuk, buğday, pirinç) net ithalatçı konuma gelmiştir. İthalat yasağı (veya yüksek gümrük vergisi) olmasa, başta kırmızı et ve şeker olmak üzere diğer bir çok ürünün de net ithalatçısı olması kaçınılmazdır. Mevcut gidişat değiştirilmediği, gerekli tedbirler alınmadığı sürece (uygulanan politikalar) Türkiye’nin tarımda ithalata bağımlılığı daha da artacaktır.

VIII. Beş yıllık kalkınma planı döneminde hayvancılıkta temel amaç;”toplumumuzun hayvansal protein bakımından dengeli, yeterli beslenebilmesini temin maksadıyla üretim artışını sağlamaktır. Bu amaçla, hayvan ıslahı, kaliteli kesif yem ve yem bitkileri üretimi artırılacak hayvan hastalık ve zararlılarıyla etkili mücadele ve yayın hizmetleri geliştirilecektir. İç talebi karşıladıktan sonra ihracata yönelik üretim seviyesini yakalayabilmek için hayvancılığa özel önem verilecek et ve süte dayalı sanayi ülke genelinde yaygınlaştırılacaktır” olarak belirlenmiştir. Ayrıca, üreticilerin kooperatifleşmesi şirketleşmesi ve üretici birliklerinin kurulması özendirilecektir denilerek hayvancılıkta hedef belirlenmiştir.

Son dönemde gerek sekizinci beş yıllık kalkınma planı kapsamında gerek uluslar arası kuruluşlarla yürütülen projelerde bütçesel sürenin etkinliğini artırma amacıyla kamu harcama yönetimine yönelik çeşitli çalışmalar başlatılmıştır. Bu çerçevede, makro düzeyde bütçe hazırlama ve uygulama sürecinde mali disiplini sağlamak kaynakları stratejik önceliklere göre dağıtmak, bu kaynakların etkili kullanılıp kullanılmadığını izlemek ve bunun üzerine kurulu bir hesap verme sorumluluğu geliştirmek temel başlıklar olarak ortaya çıkmıştır.

Kırmızı et üretiminde şu anda ne durumda olduğumuzu incelemeye çalışalım; Türkiye de etçi sığır ırkları bulunmamakta, et üretimi, mecburi kesimlerin yanı sıra, süt sığırı yetiştiriciliğinde ihtiyaç fazlası erkek ve dişilerin kesilmesiyle sağlanmaktadır. Ülkemizde profesyonel anlamda besicilik yapan işletmelerin sayısı çok az ve kapasitesi düşüktür. Besiye alınacak hayvanları toplu ve bir defa da temin etmek oldukça güç ve fiyatları yüksektir (yeterli organizasyon ve borsaların oluşmaması neticesi). Besicilik daha çok karma yeme dayalı olarak yapılmaktadır. (Bu da sürekli olarak lokantada yemek yemeğe benzemektedir). Türkiye de sığır eti üretimi verileri sağlam kaynaklara dayanmamaktadır. Bu manada DİE, DPT ve Tarım Bakanlığı verileri arasında oldukça büyük farklar vardır. FAO kaynaklarına göre 366 bin ton olan kırmızı et üretimimiz DİE’ye göre kaçak kesimler ve kurban kesimleri de dahil olmak üzere 580 bin ton dolayında kabul edilmektedir. Sığır etinin toplam kırmızı et üretimindeki payı %65-70 civarında kabul edilmektedir. Küçükbaş hayvan etinin üretimdeki payı % 30-35 civarındadır. DPT’ye göre ise kesimlik güç üzerinden yapılan hesaplamalara göre “Türkiye’de kırmızı et üretimi 900 bin ton civarındadır” denilmektedir. 2000 yılında Türkiye’de kesilen sığır ve manda sayısı 2,124,500 baş, buna karşılık et üretimi 376 bin tondur. Dolayısıyla Türkiye’de sığırda karkas ağırlık 177 Kg.dır. Oysa AB ülkelerinden Belçika’da ortalama karkas 335 Kg, Almanya’da ise 318 Kg.dır.

1989-1996 yılları arasında canlı hayvan, taze veya soğutulmuş sığır eti ile, dinlendirilmiş sığır eti ithalatına toplam 804,8 milyon Amerikan Doları, yani yılda 100,6 milyon dolar harcanmıştır. Et sanayinin sorunlarını geçici olarak çözen kasaplık hayvan veya çeşitli niteliklerde et ithalatının yapılması, sığır besiciliğinin geliştirilmesinin önünde büyük bir engel oluşturmuştur. İthalat yapılan dönemlerde yetiştiriciler veya besiciler hayvanlarını pazarlamada önce güçlüklerle karşılaşmışlar ve değerlerinin altında bedellerle pazarlamışlardır.

  TAZE VE SOĞ.SIĞ.ETİ İTH. DON.SIĞ.ETİ İTH. KOYUN VE KEÇİ ETİ.İTH
YILLAR MİKTAR (TON) DEĞER ($) B.FİYAT ($/T) MİKTAR (TON) DEĞER ($) B.FİYAT ($/T) MİKTAR (TON) DEĞER ($) B.FİYAT ($/T)
1996 1525 2863462 1877 16989 21802540 1283 89 105614 1190
1997 0,9 10165 10779 547 385038 704 0 0 0
1998 0 0 0 0 0 0 0 0 0
1999 0,8 1425 1900 0 0 0 0 0 0
2000 5,4 13629 2505 0 0 0 40 3203 80
2001 0 0 0 0 0 0 20 112298 5558
2002 3,1 5286 1705 0 0 0 1 3322 3322

(Tablo 1. Türkiye kırmızı et ithalatı)

  KÜM.HAY.ET.VE YEN.SAK.İTH TAV.ET.VE YEN. SAK.İTH
YILLAR B.FİYAT ($/T) MİKTAR (TON) DEĞER ($) B.FİYAT ($/T) MİKTAR (TON) DEĞER ($)
1996 2475 65 160.196 5346 0 278
1997 1770 291 515.394 1779 238 423.788
1998 2419 31 74.695 2409 19 46.462
1999 1569 12 18.232 2440 3 8.056
2000 674 1446 974.306 0 0 0
2001 863 211 182.517 1004 108 108.228
2002 846 38 32.267 813 38 30.905

Tablo 2 Türkiye kanatlı et ithalatı

Tablo 1’de görüldüğü gibi 1996’ya kadar gerek taze soğutulmuş, gerekse donmuş sığır ithalatı yapılmış daha sonra kayda değer bir ithalat söz konusu değildir. Aynı şekilde sığır eti ihracatında da 1993 yılında 663 ton ihracat yapılmış, daha sonraki yıllarda kayda değer bir ihracattan söz edilememektedir (1996’da 116 ton, 1997’de 35 ton, 1998’de 10 ton).

Türkiye’nin tarımsal yapısı, tarım nüfusu, işletmelerin küçüklüğü ve dağınıklığı üreticilerin örgütlenmesi, tarıma verilen destekler verimlilik, teknoloji kullanımı kurumsal organizasyon bitki ve hayvan sağlığı şartları ve ürün kalite ve standartları açısından AB’den büyük farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle Türkiye’nin AB’ye üyelik yolunun tarımdan geçtiğini söylemek gerçekçi bir tespit olacaktır.

CİNS 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 
DÜNYA ÜRT(Bin Ton) 213.000 218.100 228.800 233.300 237.500 244.600 247.800
TAVUK ETİ 59.700 60.700 64.700 66.600 70.500 72.900 74.500
DOMUZ ETİ 80.900 84.600 89.900 91.100 91.700 94.300 95.800
SIĞIR ETİ 57.500 57.700 58.900 59.900 59.400 61.300 61.200
KOYUN KEÇİ  ETİ 10.900 11.100 11.100 11.400 11.500 11.700 11.800
DİĞER ETLER 4.000 4.000 4.200 4.300 4.400 4.400 4.500
İHRACAAT(Bin ton) 14.744 14.731 16.516 16.910 17.869 18.767 19.150
TAVUK ETİ 5.914 5.909 6.827 7.263 7.842 7.925 8.029
DOMUZ ETİ 2.707 2.880 3.259 3.250 3.472 3.998 4.020
SIĞIR ETİ 5.166 4.967 5.483 5.363 5.544 5.875 6.143
KOYUN KEÇİ  ETİ 676 688 695 768 728 682 664
DİĞER ETLER 281 287 252 266 283 287 294
İHRT.FYT(ortalama $ ton               
TAVUK ETİ 843 760 602 592 645 579 510
DOMUZ ETİ 2.724 2.121 2.073 2.083 2.027 1.830 1.758
SIĞIR ETİ 1.880 1.754 1.894 1.957 2.138 2.127 2.163
KOYUN KEÇİ  ETİ 3.393 2.750 2.610 2.619 2.912 3.303 3.626

(Tablo 3 Dünya et üretimi, ihracatı ve fiyatları.)

Dünya et üretiminde son yedi yılı incelediğimizde; toplam üretimin her yıl %1-5 arttığını görmekteyiz. Bu tavuk etinde 7 yılda toplam %25’lere, domuz etinde %18’lere, sığır etinde %6, koyun ve keçi etinde ise, %8’ler seviyesinde artmaktadır. Üretim artarken fiyatlarda dalgalanmalar oluşmakta tavuk ve domuz etinde son 7 yıldır fiyatlar düşerken, sığır ve koyun etinde yükselmeler olmaktadır. Örneğin domuz etinde, son 7 yılda fiyatlarda %35’lere, tavuk etinde %40’lara varan fiyat düşüşleri yaşanmıştır. Buna karşılık sığır etinde son 7 yılda %15, koyun ve keçi etinde ise, %7 oranında artış kaydedilmiştir. kabaca en çok domuz eti üretildiğini ve üretimin her geçen yılda arttığın görmekteyiz. (Tablo 3) 1997 de seksen bin ton olan üretim 2003’te 95 bin tonlara çıkmıştır. İhracat miktarı her yıl düzenli olarak artarken (2700 / 4020) ortalama ihracat fiyatı hızla düşmektedir.

En çok domuz eti ihracatı yapan ülkeler 2001 yılında AB(1235 bin ton) Kanada, (727 bin ton) Brezilya (337 bin ton), Çin Halk Cumhuriyeti (139 bin ton), Macaristan (118 bin ton)Polonya (100 bin ton) olmak üzere, Avustralya, Meksika;Kore ve Çek Cumhuriyeti’dir. En çok domuz eti ithalatı yapan ülkeler ise, Japonya 2001 yılında (1068 bin ton)Rusya (560 bin ton)Meksika (294 bin ton) Hong Kong (260 bin ton), Kore (123 bin ton) Kanada (90 bin ton) gibi ülkelerdir.

Tavuk etinde de benzeri bir durum söz konusudur. 1997 yılında 60 bin ton olan dünya toplam üretimi 2003’te 75 bin tonlara çıkarak (%25 artış) ortalama ihracat fiyatı 843$’dan 510$ olmuştur. En çok tavuk eti ithalatı yapan ülkeler 2001 yılı için, Rusya Federasyonu (1281 bin ton) Japonya (710 bin ton),AB (418 bin ton) Suudi Arabistan (399 bin ton) Çin Halk Cumhuriyeti (473 bin ton ) olmak üzere, Meksika, Hong Kong, Birleşik Arap Emirlikleri, Kore, Kanada, Kuveyt gibi ülkelerdir. En çok tavuk eti ihracatı yapan ülkeler ise 2001 yılı için, Brezilya (1241 bin ton) AB (718 bin ton) Tayland (425 bin ton) Çin Halk Cumhuriyet (489 bin ton) olmak üzere, Kanada,Macaristan,Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya ve Arjantin’dir.

Dünyada 70 milyon ton civarında tavuk eti üretimi yapılmaktadır. Dünya tavuk eti ithalatının 1/3’i Ortadoğu ülkeleri, Rusya Federasyonu ve Türk Cumhuriyetlerce gerçekleştirilmektedir. Ülkemiz dünya beyaz et üretiminde 176 ülke içinde 18.sırada yer almasına karşın tüm dünya üretiminde aldığı pay ise; %1’dir. Dünya tavuk eti ihracatında AB%17, ABD %46.3 paya sahiptir. 2001 yılında ABD 2500 bin ton ihracatla dünyada lider , onu 1241 bin ton ile Brezilya, 718 bin ton ile AB, 425 bin ton ile Tayland izlemiştir. Dünyada en çok ithalat 2001 yılı itibarıyla Rusya Federasyonu 1281 bin ton ile yapmakta daha sonra 710 bin ton ile Japonya, 473 bin ton ile Çin Halk Cumhuriyeti 418 bin ton ile AB yapmaktadır. Suudi Arabistan 400 bin tonun üzerinde tavuk eti ithalatı yapmaktadır. Birleşik Arap Emirlikleri ise; 120 bin ton beyaz et ithal etmektedir. Aynı şekilde Kuveyt 60 bin ton beyaz et ithal etmektedir.

2001 yılı verileri itibarıyla Türkiye beyaz et ihracatı son yılların en yüksek değerine ulaşmıştır. 2001 yılında Azerbaycan, Çin Halk Cumhuriyeti, Hong-Kong, Makedonya ve KKTC en önemli pazarlarımızdır. Bulgaristan da ülkemiz için umut vadeden bir pazardır. Son yıllarda Çin ve Hong-Kong’a özellikle tavuk ayağı ihracatı gerçekleştirilmiştir. 1994-1987 yılları arasındaki ihracatımız Rusya Federasyonu, Türk Cumhuriyetleri, KKTC ve Ortadoğu ülkelerine gerçekleştirilmiştir.

Ülkemiz 1998 de 11 milyon dolar, 1999’da 6 milyon, 2000 yılında 5 milyon dolar, 2001’de 14 milyon,2002 yılında, 11 milyon dolarlık beyaz et ihracatı gerçekleştirmiştir

Kırmızı et diye tabir edilen özellikle sığır, Dana, Düve, İnek, Manda v.b etlerde toplam dünya üretiminde artış söz konusudur. 57500/61200 Ancak artış domuz ve beyaz ete göre düşüktür ve yaklaşık %10’u ihraç edilmektedir. Ancak ortalama ihracat fiyatları 1880$’dan 2163 dolara yükselmiştir ve yükselme trendinde devam etmektedir. En çok ihracat ve ithalat yapan ülkeler (tablo 4) de gösterilmektedir.

ÜRETİM (Bin/Ton) 2001 İHRACAT (Bin/Ton) 2001 İTHALAT (bin/Ton) 2001
Brezilya 6.895 Avusturalya 1.395 Japonya 955
Avrupa Birliği/1 6.896 Brezilya 748 Rusya Federasyonu 653
Çin Halk Cumhuriyeti 5.488 Kanada 574 Avrupa Birliği/1 413
Arjantin 2.680 Avrupa Birliği/1 572 Meksika 426
Avusturalya 2.052 Yeni Zelanda 500 Kore 246
Meksika 1.925 Hindistan/3 370 Kanada 299
Hindistan 1.770 Arjantin 168 Mısır 105
Rusya Federasyonu 1.760 Uruguay 145 Filipinler 104
Kanada 1.250 Ukranya 124 Tayvan 78
Güney Afrika 665 Çin Halk Cumhuriyeti 60 Brezilya 44
Diğer/2 5.618 Diğer/2 133 Diğer/2 205
Toplam 36.999   4.789   3.528
ABD 11.890 ABD 1029 ABD 1.435
Toplam 48.889   5.818   4.963

 

(Tablo 4 Dünyadaki dana ve düve eti üretim, ihracat ve ithalatı.)

TÜKETİM

2000 yılı sayımlarına göre, Türkiye nüfusunun %65’inden fazlası şehirlerde yaşamaktadır. Zaman içinde, damak tadı ve maliyetlerin değişmesiyle, et tüketimi kuzu, koyun ve keçiden daha fazla sığır, dana ve kümes hayvanı tüketimine kaymıştır. İnsanların, kuzu ve koyunun fazla tüketildiği Türkiye’nin Doğu bölgelerinden, batıdaki büyük kentlere göç etmelerine rağmen, yüksek enflasyon ve düşük harcanabilir gelir, sığır eti tüketimi artışını sınırlamıştır.

Türkiye’de, kesimhaneler ve paketleme üniteleri daha çok özel şirketlerin elindedir. Geçmişte önemli bir yeri olan kamu sektöründeki tek üretici Et ve Balık Kurumu, toplam üretimin sadece %5’ini karşılamaktadır. ET ve BALIK KURUMU’nun birçok ünitesi özelleştirilmiş, kalan ünitelerinin de gelecekte özelleştirilmesi beklenmektedir.

Son on yıldaki 1,8’lik nüfus artışına rağmen, önümüzdeki yıl sığır eti tüketiminin aynı kalması beklenmektedir. Düşük arz yüzünden, geçtiğimiz yıl sığır ve dana eti fiyatlarında önemli artışlar görülmüştür. Ağustos 2001’de 2,6 milyon T.L olan karkas et fiyatı 4 milyona çıkmıştır. Ankara’da perakende et marketlerinde, kemiksiz et fiyatı 7-8 milyon T.L/kg (4,6 U.S$), parça et 9-10 milyon T.L (5,8 U.S$), fileto ve diğer yüksek kaliteli etler 12 milyon T.L/kg(7,35 US$) ve daha fazladır. Bir yıl önce bu fiyatlar sırasıyla, 4,5 milyon, 5 milyon 250bin ve 7 milyon idi. Et fiyatları bir önceki yıl neredeyse sabit kalmasına rağmen, geçen yıl düşük arz, ekonomik kriz ve harcanabilir gelirin azalması yüzünden önemli ölçüde artmıştır.

Türkiye kırmızı et üretimi veya tüketimi açısından baktığımızda; kaba bir hesapla kaliteli ve dengeli beslenme açısından kişi başına günde 100 gr veya yılda 36.5 gr  et tüketildiği düşünülürse buna göre 80 milyon kişi*36.5 kg=2920 bin ton et üretmemiz gerekmektedir. Bunun 16.5 kg tavuk eti olduğunu varsayarsak, 16.5 kg*80 milyon kişi=1320 bin ton eder ki, her halukarda 1600 bin ton kırmızı ete ihtiyacımız var demektir. Bu konuda bilimsel verilere dayanarak başka faktörleri de, (nüfus artışı, tüketim alışkanlığı,damak zevki, dünya fiyatları v.b) dikkate alarak ekonometrik modellere dayalı çalışmalar yapılması gerekir ki bu konuda tarımsal araştırma enstitüsünce yayınlanan Türkiye Tarımsal Ürün Projeksiyonları 2000-2010 adlı çalışma geniş bir bakış açısı getirmektedir.

Ancak üretimdeki artış talep artışının gerisinde kalacağı için sığır eti ithalatı 2004 yılından sonra 100 bin tonu geçecek ve dönem sonunda 341 bin tona ulaşacaktır (Grafik 5). 2010 yılında sığır eti dünya fiyatının 2500 ABD doları olacağı dikkate alınırsa, Türkiye 2010 yılında kırmızı et ithalatına 853 milyon ABD doları ödeyecektir. Projeksiyon sığır eti ithalat yasağının 2001’in ikinci yarısında veya 2002 yılında kaldırılacağı, fakat 2000 yılında %237,5 olan ithalat tarifesinin aynen devam edeceği varsayımına göre yapılmıştır. Kaçak et girişleri tamamen önlenir ve ithalat yasağı kaldırılmaz ise sığır eti tüketici fiyatı projeksiyon fiyatından çok daha yüksek olabilir. 2000 yılındaki 32 bin ton ithalat ise kaçak et girişlerinin toplam miktarı olarak dikkate alınabilir. Projeksiyondan görüldüğü gibi sığır eti üretimindeki küçümsenemeyecek artış ve ithalat miktarındaki büyük sıçramaya rağmen dönem sonunda kişi başına ulaşılacak tüketim miktarı 13,7 kg/yıl olarak gerçekleşecektir (Grafik 6). Gerçekleşmesi muhtemel büyük miktardaki sığır eti ithalatına rağmen, Türkiye’de 2010 yılında ulaşılacak tüketim miktarı gelişmiş ve orta gelirli ülkelerin oldukça gerisinde kalacaktır. Nitekim Arjantin’de kişi başına sığır eti tüketimi 60kg/yıl’dır. Diğer orta gelirli bir ülke olan Brezilya’da ise kişi başına yılda 35 kg sığır ve 24 kg tavuk eti tüketilmektedir. 2010 yılında Türkiye’de kişi başına sığır eti tüketiminin 20 kg seviyesine ulaşması için yaklaşık 1482 bin ton et tüketilmesi gerekir. Bunun ulusal üretimle karşılanması için projeksiyonun gösterdiği üretim miktarından 806 bin ton daha fazla üretim yapılması gerekir. Projeksiyona göre 2010 yılında 676 bin ton üretim olacaktır ve bu üretim kişi başına 20 kg/yıl tüketim seviyesini yakalamak için gerekli tüketimin ancak % 46’sını karşılayabilecektir. Sığır eti ithalat projeksiyonu hayvancılık için sadece yüksek korumanın yetmeyeceği ve buna ilave olarak üretimi artırıcı ilave politikaların istikrarlı şekilde sürdürülmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Türkiye’de gelir dağılımının bozuk olduğu ve buna bağlı olarak özellikle et ve hayvansal ürün tüketiminde de dengesiz bir dağılım olduğu dikkate alınırsa 2010 yılında bile Türkiye’de hayvansal et tüketiminde tam olarak gıda emniyetine ulaşılamayacağı görülmektedir.

Projeksiyon döneminde sığır eti üretici ve tüketici fiyatları dünya fiyatlarından en az %237’lik tarife kadar fazla olacağı dikkate alınmıştır. Eğer uluslar arası ilişkiler gereği tarife oranında indirimler olursa ithalat miktarı ve ithalata ödenecek para çok daha fazla olacaktır. Sığır eti arz-talep projeksiyonu hayvancılık için sadece yüksek koruma yetmeyeceği ve buna ilave olarak üretimi artırıcı politikaların istikrarlı bir şekilde sürdürülmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Projeksiyona göre gelecek on yılık dönemde koyun eti üretiminde artış beklenmektedir. Tüketimde ise artış devam edecektir. Arz ve talep projeksiyonlar dönem sonunda (2010) Türkiye’nin yıllık ortalama 80 bin ton ithalat gerçekleştirileceğini göstermektedir. Talep fazlası ithalat yoluyla karşılanmaz ise; koyun eti fiyatları projeksiyonda sunulan rakamlardan daha yüksek olur.

Yeterince gelişmemiş son dönem uygulamalarıyla sorunları daha da ağırlaşmış hayvancılık sektörümüzün, her açıdan gelişmiş ve ürün fazlası vermekte olan AB.hayvancılığı ile rekabete girmesi son derece güçtür. AB’ye katılma sürecinde AB. Hayvancılığının çok gerisinde ancak onunla rekabete girişmek üzere olan tarım ve hayvancılığımızı zorlu bir maraton beklemektedir. AB ile yapılan katma protokol ve ortaklık konseyi kararları çerçevesinde tarım ürünleri ticaretinde karşılıklı taviz verilmesi konusunda toplulukla yapılan ve 1997 yılında tamamlanan görüşmeler sonucunda topluluğa tanınan tercihli rejim 09 Ocak 1998 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Aynı karar topluluk tarafından da 25 Şubat 1998 tarihinde topluluk resmi gazetesinde yayınlanmış ve 1/98 sayılı ortaklık konseyi kararı ile sonuca bağlanmış bulunmaktadır. Ancak ülkemiz tarafından canlı hayvan ve kırmızı et ithalatının serbest bırakılmaması sonucunda 13 Temmuz 1998 tarihinde topluluk tarafından Türkiye kaynaklı domates salçası, karpuz ve fındık ithalatına tanınmış olan tavizler askıya alınmıştır. Bunun üzerine 1 Ağustos 1999 tarihi itibariyle Türkiye tarafından canlı hayvan ve kırmızı et ürünlerinin ithalatına konulan yasak kaldırılmışsa da, bu güne kadar fiilen ithalat gerçekleşmemiştir. Ülke hayvancılığının zarara uğramasını önlemek ve dışarıdan gelecek hastalıklardan korunabilmek için 1997 yılında canlı hayvan ve et ithalatı durdurulmuştur.

Türkiye’de bir çok hayvansal üründe kendine yeterlilikten söz edilememektedir (Peynirle ilgili bilgi). AB ülkelerinde ise 1980 yılında sığır ve dana etinde kendine yeterlilik düzeyi % 99,1 iken, 1997 yılında % 112’ye yükselmiştir. Yine aynı dönemde kendine yeterlilik düzeyi tavuk etinde % 104,5’ten % 111’e, domuz etinde % 102.5’ten, % 107’ye yükselmiştir. Bununla beraber koyun ve keçi etinde hala % 82’ler düzeyindedir.  AB üyesi ülkelerin tarım politikalarını siyası ve ekonomik anlamda bütünleştiren ortak tarım politikası (OTP) birlik içerisinde belirlenen ortak fiyatların korunması amacıyla oluşturulmuş çeşitli kurallar çerçevesinde işleyen geniş kapsamlı bir mekanizmadır. 25 Mart 1957’de kurulan AET’de topluluğun gıda ihtiyaçlarının karşılanması açısından tarım önemli bir sektör olup, OTP ise en önemli politika konumuna gelmiştir. Hemen sonra Avrupa Tarımsal Yön Verme ve Garanti ve Fonu (FEOGA) kurulmuştur. Bu fon toplulukta tarımın finansmanı ve organizasyonu konusunda önemli bir role sahip olmuş ve bir çok üründe % 100’ün üzerinde bir yeterlilik sağlamıştır.

OTP üç temel ilke üzerine yapılanmıştır (Tek Pazar İlkeleri, Topluluk tercihi ilkesi, ortak mali sorumluluk ilkesi). Halen birliğin bütçesinin yarısı, ekonomisinin %5’ine karşılık gelen bütçe kaynakları tarım ve hayvancılık sektörlerine aktarılmaktadır. Ancak AB içinde yüksek fiyat, sınırsız destekleme ve etkin koruma ilkelerine dayanan OTP günümüzde iki önemli sorunla karşı karşıyadır. Bu sebeplerden önemlisi tarımsal ve hayvansal ürünlerde üretimin tüketimden daha yüksek bir hızla artımıdır. Bu arz-talep dengesizliğine bağlı olarak da ikinci bir sorun ortaya çıkmıştır. O da, üretim fazlalığı nedeniyle oluşan stokların OTP bütçesinde yarattığı yüktür. AB’de sığır ve dana eti piyasasına yüksek oranda müdahale edilmekte ve korunmaktadır. Destekleme sistemi, destekleme alımı özel depolama ve prim ödemelerinden oluşmaktadır. Müdahale kurumları müdahale fiyatından alım yapmak zorundadır. Yüksek iç fiyatlar sektörün gümrük tarifeleriyle korunmasının ve ihracat sübvansiyonunu gerekli kılmaktadır. Hemen tüm ürünlerde en az % 20 Gümrük Tarifesi vardır. Ek olarak % 180 ile 390 arasında değişen değişken Gümrük Vergisi uygulanmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmaları çerçevesinde bu oranlarda indirim yapılmasına rağmen AB’ye et ihraç etmek mümkün değildir.

Bu durumda AB et ihracatımız söz konusu olamamaktadır. O halde et ihracat edebileceğimiz ülkeler ve ithalat miktarlarına bir göz atmakta fayda vardır.

 ET İTHALATI (Ton)    
Büyüklük ÜLKE Toplam
1 Yunanistan 401.680
  Suudi Arabistan 398.916
  Birleşik Arap Emirlikleri 148.169
  Mısır 137.420
  İran 111.648
  Bulgaristan 81.893
  Kuveyt 74.270
  Ukrayna 71.279
  İsrail 67.212
  Kazakistan 44.220
  Makedonya 41.838
  Ürdün 35.077
  Özbekistan 34.424
  Azerbeycan 28.900
  Tacekistan 22.091
  Krgızistan 7.809
  Kıbrıs 5.446
  Tunus 4.457
  Libya 3.416
  Türkmenistan 2.712
  Suriye 24
Toplam 1   1.722.901
2 Rusya Federasyonu 2.328.606
Toplam 2   2.328.606
Genel Toplam   4.051.507

 

(Tablo 5 Et ithal eden yakın komşu ülkeler ve ithalat miktarları.)

Tablolarda açıkça görüldüğü gibi yirmiden fazla ülke et ithal etmektedir ve toplam ithalat miktarları 1700 bin tonun üzerindedir ki Rusya Federasyonu tek başına 2300 tonun üzerinde et ithalatı yapmaktadır. Bu yakın çevremizde 4 milyon ton et pazarı anlamına gelmektedir. Dünyadaki toplam ihracatın 5800 bin ton olması nedeniyle ihracatın büyük kısmı bizim çevremize oluyor diyebiliriz.

İhracat sübvansiyonu dünya piyasalarında ve AB piyasalarındaki gelişmelere göre Avrupa Komisyonu tarafından belirlenmektedir.

Türkiye’de et üretiminin yeterliliği konusunda önemli istatistiki bilgi sapmaları olduğu gibi görüş ayrılıkları da vardır. Sığır besiciliği konusunda yeterli organizasyonun sağlanmamasını, kasaplık hayvanların genellikle mevsime bağlı sunulması gibi nedenlerle et işleyen sanayinin arzu ettiği zamanda, kalitede ve miktarda et bulmakta zorluk çektiği bir gerçektir. Bu durumda kalıcı çözümler üretmek yerine daha ucuz olan yabancı pazarlardan ihtiyacını karşılamak istemektedir.

Türkiye tarımın rekabetçi bir ortamda yaşatmaya hazırlamalıdır. Tarım sektörünün rekabet gücünün artırılmasında başta verimlilik (Birim alana ve hayvan başına verimlilik) olmak üzere, birim üretim maliyetinin dünya ve ihracatçı ülkeler ortalamasının üzerinde olmaması ve ürün kalitesinin tüketici beklentilerini ve uluslar arası standartları karşılaması dikkate alınması gereken başlıca sektörlerden bazılarıdır. Sayılan bu temel faktörlere üretim teknolojisinin düzeyi gıda güvenliği (food safety) girdi fiyatları ve modern pazarlama anlayışında firmaların mevcudiyeti gibi bir çok faktör daha eklenebilir.

Türkiye uzun yıllardır çok amaçlı ve süreklilik arz etmeyen müdahale politikaları ile tarımı yönlendirmeye çalışmıştır. Şüphesiz uygulanan politikaların tarımda küçümsenemeyecek bir başarı düzeyine ulaşmaya katkısı olmuştur. Ancak sektör gittikçe daha fazla desteklenmeye muhtaç hale gelmiştir. Bunun sonuçlarından biri, uygulanan politikaların amaçları ve seçilen araçlar arasındaki çelişkidir.

Uygulama politikaların hedeflenen amaçlara ulaşmasında yetersiz kalmasının diğer önemli nedenleri arasında, verimliliği teşvik etmemesi Pazar talebini ve arz yönetimini dikkate alamaması, minimum alış-veriş maliyeti ile ürünlerin pazarlanmasını sağlayacak pazarlama sisteminin gelişmesine yeterince önem vermemiş olması ve üretim maliyetini azaltır yönde olmamasını sağlayabilir ve hızla bazı tedbirlerin alınması hayvancılık politikalarının başarısı için hayati önem arz etmektedir. İlave tedbirler olarak süt talebinin artırılması(reklam,kampanya, promosyon ve eğitim) alış veriş maliyetini minimum yapan bir süt pazarlama sisteminin geliştirilmesi kırsal alanda süt-et sanayinin desteklenmesi ve taşıma teşviki sayılabilir.

Türkiye’de bütçeden doğrudan ayrılan paylar, krediler, yatırımlar, ihracat sübvansiyonları ve transferler yoluyla tarıma toplam 11-12 milyar$ civarında kaynak aktarılmaktadır. Fakat tarımla ilgili konularda yetkinin bir çok kuruluş ve bakanlıklar arasında dağılmış olduğu ve sektörce aktarılan kaynakların büyük bir bölümünün hedef kitleye ulaşmadığı bilinmektedir. Avrupa birliğine aday durumda olan ülkemizin hızla AB mevzuatına ve şartlarına uygun gerekli olan tarım ürünleri piyasa değerlerini oluşturmak, tarım sektöründe yeniden yapılanmayı sağlamak, kurumsal düzenlemeleri organize etmek, tarım politikalarını tek elden etkin bir şekilde yürütmek ve tarımsal dış ticarette gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak amacıyla tarımda ortak bir finansmana ihtiyaç olduğu bir gerçektir.

Kurulacak FEOGA benzeri bir fon ile tarıma yeniden bir kaynak aktarılmadan mevcut kaynakları rasyonel olarak kullanmak amacıyla tarımla ilgili bütün bakanlık ve kuruluşlar arasında çok iyi bir koordinasyon sağlanması gerekmektedir.

FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı) ve lQWA-FAPRI (Gıda ve Tarım Politikaları Araştırma Enstitüsü) Dünya ölçeğinde tarımsal ürünlerin üretimi, talep fiyat ve ticaret projeksiyonlarını hazırlamaktadır.

Bu projeksiyonlar basit trend tahminleri ile yapılabildiği gibi daha gelişmiş ekonometrik modellerle de yapılmaktadır. Ekonometrik modellere dayalı olarak yapılan projeksiyonlar hem daha güvenilir, hem daha kullanışlı projeksiyonlardır. Modele dayalı olarak yapılan projeksiyonlar, tarımın gelecekteki görünümünü ortaya koymasının yanında alternatif politikaların ekonomik etkileşiminin sayısal olarak ölçülmesinde de kullanılmaktadır.

Hazırlanan projeksiyonların gelecek on yılın görünümü hakkında bilgi ve rakam sunması, adeta yol gösterici olması yani tarım sektöründe karşılaşacağımız tablonun önceden bilinmesi daha rasyonel politikaların belirlenmesinde yol gösterici olacaktır.

Yapılan çalışmanın önemli amaçlarından biride tarım politikasındaki değişmelerin etkisinin ne olacağını analiz etmektir. (örn. Et ithalatında yasağın kaldırılması ve gümrük tarifesinin aşağı çekilmesi)

Dünyadaki gelişmelerin önceden bilinmesi veya dünya tarımı hakkında sahip olduğumuz vizyon tarım sektöründe rekabet gücünün geliştirilmesi için atılacak adımlarda daha rasyonel ve cesaretli davranılmasına yardımcı olacaktır.

231 Responses to “ET İTHALATI KAÇINILMAZ MI?”

  • EDWIN diyor ki:

    zyrtec and drug tests

    Buy_generic meds…

  • KYLE diyor ki:

    stop smoking phlegm

    Buy_drugs without prescription…

  • ENRIQUE diyor ki:

    cordarone intravenous

    Buy_generic meds…

  • BYRON diyor ki:

    what foods anorexia eat

    Buy_drugs without prescription…

  • FREDRICK diyor ki:

    colon cancer lymph node

    Buy_without prescription…

  • CHRIS diyor ki:

    cipro for sinus infection

    Buy_generic meds…

  • CLIFTON diyor ki:

    nexium pepsin ac

    Buy_generic drugs…

  • JEFFREY diyor ki:

    harmonycentral.comwashington university marfan losartan study

    Buy_drugs without prescription…

  • MICHAEL diyor ki:

    harmonycentral.comwill the recession become a depression

    Buy_without prescription…

  • JEREMIAH diyor ki:

    teen girl 16 18.6 bmi

    Buy_generic drugs…

  • RAMON diyor ki:

    seed implant for prostate cancer

    Buy_drugs without prescription…

  • HARVEY diyor ki:

    acne scar and pit lamp

    Buy_generic drugs…

  • JORGE diyor ki:

    rules on flying during pregnancy

    Buy_drugs without prescription…

  • NATHAN diyor ki:

    synephrine hcl diet pills

    Buy_generic pills…

  • FRANCIS diyor ki:

    adult male wheezing new onset

    Buy_drugs without prescription…

  • FRED diyor ki:

    protocolexchange.comterry abbot

    Buy_generic drugs…

  • LAWRENCE diyor ki:

    screwfix.comcan iodine help thyroid function

    Buy_generic drugs…

  • JOSHUA diyor ki:

    breven medication for add

    Buy_generic drugs…

  • LANCE diyor ki:

    dogs to detect cancer

    Buy_generic drugs…

  • JIM diyor ki:

    children during the depression

    Buy_drugs without prescription…

  • BRETT diyor ki:

    box.netindications@for.use.of.atrovent” rel=”nofollow”>…

    Buygeneric meds…

  • Leave a Reply